Hadi temponuzu biraz artırın

Formda kalmak için ister her hafta spor salonunda pilates derslerine katılıyor, ister akşamları yarım saat yürüyor olun fark etmez. Aynı antrenmanı uzun süre yaparsanız, vücudunuzun buna alışır ve antrenmanlarda gittikçe daha az enerji harcamaya başlar. Yani siz sürekli antrenman yapsanız dahi fitness seviyeniz ileri gitmez.

Eğer formunuzu sürekli ileri taşımak istiyorsanız, yaptığınız antrenmanlar vücudunuzu şaşırtmalı ve zorlamalı.

Fatfreefitness.co.uk sitesinin kurucusu ve beslenme uzmanı Rich Leigh spor salonlarında yapılan en büyük hatanın düşük tempoda egzersiz yapmak olduğunu söylüyor ve ekliyor; “Pek çok defa insanları aynı aletin başında uzun süre otururken görüyorum. Kendilerini zorlamadıkları için soyunma odasına terlemeden gidenler var. Eğer sonuç almak istiyorsanız, antrenmanınızı düzenli olarak değiştirmelisiniz. Fiziksel değişime giden yol çeşitlilikten geçer.”

Sağlıklı yaşam ipuçlarının paylaşıldığı “Health and Fitness Tips For Beginners” sitesinin fitness uzmanları klasikleşmiş “Acı yoksa başarı da yok” söyleminin doğruyu işaret ettiğini belirtiyor. Her antrenmanda elbette acı çekecek kadar kendinizi zorlamanıza gerek yok, ancak egzersizlerin sonuna doğru kaslarınızda hafif bir yanma hissetmek doğru yolda olduğunuzu işaret eder.

Peki antrenmanın temposunu nasıl artıracaksınız? Akla ilk gelen yöntem ağırlıkları artırmak olacaktır. Bu şekilde kaslarınızın platoya (ne kadar çalışırsanız çalışın gelişimin durduğu döneme) girmesini önlemiş olabilirsiniz. İşe yarayacak bir diğer yöntem de hareketlerin hızını ya da sırasını değiştirmek olabilir. Örneğin lunge ya da squat hareketlerini yapıyorken, tekrar sayılarının yarısını hızlı, diğer yarısını ise normalden yavaş tempoda yapabilirsiniz.

“Health and Fitness Tips For Beginners” sitesinin fitness uzmanları, yeni başlayanların yaklaşık üç ay içerisinde gelişim süreçlerinde bir yavaşlama hissedeceklerini belirtip uyarıda bulunuyorlar; “Yoğun olarak spor yapıyorsanız, antrenman programınızı her üç-dört haftada bir değiştirmeniz gerekir.”

Spor salonunun dışında antrenman yapıyorsanız da aynı şey geçerli. Diyelim ki sabahları işe gitmeden erken kalkıp yürüyorsunuz. Kendinizi zorlamak için hep o es geçtiğiniz eğimli sokaklara sapabilirsiniz. Koşmayı seviyorsanız, sabit tempoda koşmak yerine aralarda 40-50 metrelik deparlar atabilirsiniz. Yüzüyorsanız, serbest stil yerine sırt üstü ya da kelebek yüzmeyi deneyebilirsiniz.

Anlayacağınız üzere hangi spor olursa olsun, performansını bir adım öteye taşımak isteyenler için seçenekler sınırsız.

Geri